duyurular

13

Ekim

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Üniversitemizin 52. Akademik Yılı Açılış Törenini Onurlandırdı

Genel Sekreterlik

Karadeniz Teknik Üniversitesi 2014 - 2015 Akademik Yıl Açılış Töreni'nde konuÅŸan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, son yıllarda üniversitelerin, aslî vazifeleriyle gündeme gelmesi için yoÄŸun çaba harcandığını belirterek, “Üniversiteler çatışma haberleri, yasaklar, kısıtlamalar ve ikna odalarıyla gündeme geliyordu. ÖzgürlüÄŸün alabildiÄŸine yaygın ve güvenli olması gereken üniversiteler, özgürlüÄŸü kısıtlayan kurumlar olarak gündemi meÅŸgul ediyordu. Ancak artık baÅŸörtüsü, sakal ve bıyıkla deÄŸil, eÄŸitim ve bilimle meÅŸgul olan üniversitelerimiz var. Bütün bunlar yeni Türkiye'nin ilk adımlarıdır" dedi.

Yaptığı konuÅŸmada CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, akademik yılın KTÜ'nün tüm öÄŸrencileri, akademik ve idari personel için hayırlara vesile olması ve tüm KTÜ mensuplarına üstün baÅŸarılar dilediÄŸini iletti.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, konuÅŸmada başında Bingöl'de dün silahlı saldırı sonucu ÅŸehit olan emniyet mensuplarına Allah'tan rahmet, yaralılara da acil ÅŸifalar diledi. Halkın doÄŸrudan seçtiÄŸi ilk CumhurbaÅŸkanı olarak ilk üniversite ziyaretini KTÜ'ye yaptığını iÅŸaret eden CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ziyaretinin bir baÅŸka anlamlı yanının da Trabzon'un plaka kodu 61 rakamına gönderme yaparak, ziyaretin göreve baÅŸlamasının 61. gününe denk gelmesi olduÄŸunu söyledi.

“KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ BUGÜN ARTIK ULUSLARARASI BİR ÜNİVERSİTEYE DÖNÜÅžTÜ”

KonuÅŸmasında, "2010 yılında BaÅŸbakan iken KTÜ'de yapımı tamamlanan yeni birimlerin açılını gerçekleÅŸtirmiÅŸ, aynı zamanda KTÜ'nün ÅŸahsıma tevdi ettiÄŸi fahri doktora unvanını teslim almıştım. O gün aldığım unvanla kendimi KTÜ'nün bir mensubu addediyor, bununla da iftihar ediyorum. O günün Rektörü İbrahim Hocamız da burada, kendisine ayrıca teÅŸekkür ediyorum. 1955 yılında İstanbul ve Ankara dışındaki ilk üniversite olarak kurulan KTÜ çok hızlı ÅŸekilde büyüdü geliÅŸti. Bölgemizin coÄŸrafi durumunu da göz önüne alındığında buralarda yapılanma kolay bir iÅŸ deÄŸil, çok zor, buna raÄŸmen daÄŸlar delinerek çok ÅŸeyler yapılabiliyor. Bu ÅŸekilde KTÜ büyüdü, bugün artık uluslararası bir üniversite haline dönüÅŸtü. Burası çok uzun yıllar Karadeniz Bölgesi'nin tek üniversitesi oldu. EÄŸitim için her türlü fedakarlığı göze alan Karadeniz ve diÄŸer 6 bölgemizin yoÄŸun ilgisine mazhar oldu. Artvin, Rize, Ordu, Giresun ve çevre illerde açtığımız yeni üniversiteler için adeta bir maden oldu ve ciddi bir yük aldı. KTÜ hakikaten bu gücünü oralara sürekli devÅŸirdi, fakat önemini yitirmedi, kaybetmedi. 2006 ve 2009 yılları arasında faaliyete geçen Artvin, Rize, Ordu ve GümüÅŸhane'deki üniversitelerimiz, altyapısı ve insan kaynağıyla hiçbir zaman KTÜ'yü unutmuyorlar, bunu da takdirle anıyorlar. Bütün bunlara raÄŸmen 2002 yılında 5 fakülte, 3 enstitü, 1 yüksekokul ve 5 meslek yüksekokulunda 37 bin öÄŸrencimize hizmet veren üniversitemiz bugün 17 fakülte, 4 yüksekokul, 13 meslek yüksekokul ve 7 enstitü, 1 konservatuvarda 58 bin öÄŸrencimize hizmet veriyor. İnÅŸallah devam eden yatırımlarla, yeni yatırımlarla diÄŸer tüm üniversitelerimiz gibi KTÜ de büyümeye bölgesinde, Türkiye'de ve dünyada iddia sahibi bir üniversite olmaya devam edecektir" diyen CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, akademik personel yetiÅŸtirmek için son dönemde gerçekleÅŸtirilen insana yatırımın bölgenin çehresini daha hızlı deÄŸiÅŸtireceÄŸine inandığını belirtti.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, ziyareti sırasında İngiltere ve ABD'de fırsat buldukça oradaki vatandaÅŸlar ve özellikle gençlerle bir araya geldiÄŸini ve onlara "eÄŸitimlerinden sonra ülkelerine dönme, üniversitelerde görevler üstlenme" tavsiyesinde bulunduÄŸunu kaydetti.

“ÜNİVERSİTELER, İDEOLOJİK SAPLANTILARIN MERKEZİ GİBİ SUNULUYORDU”

Son yıllarda üniversitelerin, asli vazifeleriyle gündeme gelmeye baÅŸladığını ifade ederek CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "12 yıl öncesine baktığımızda üniversitelerin tamamen alanları dışındaki haberlerle gündeme geldiklerini görürsünüz. Üniversiteler çatışma haberleriyle gündeme geliyorlardı, yasaklarla, kısıtlamalarla, ikna odalarıyla gündeme geliyorlardı. ÖzgürlüÄŸün alabildiÄŸine yaygın ve güvenli olması gereken üniversiteler, özgürlüÄŸü kısıtlayan kurumlar olarak gündemi meÅŸgul ediyorlardı. Statik yani duraÄŸan olmayı reddetmesi gereken, soru sorması, sorgulaması gereken özgür düÅŸünceyi savunması gereken üniversiteler, ideolojik saplantıların adeta merkezi gibi sunuluyordu. Bilimsel faaliyetler, bilimsel baÅŸarılar, eÄŸitim faaliyetleri, araÅŸtırma-geliÅŸtirme faaliyetleri, üniversite-ÅŸehir, üniversite-sanayi faaliyetleri ne yazık ki geri planla kalıyordu" dedi.

BaÅŸbakanlığı döneminde Türkiye'deki üniversite sayısını 76'dan, 175'e çıkardıklarını, bazı çevrelerin bunu eleÅŸtirdiÄŸini anımsatan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "EleÅŸtirenlerin haklı yanları yok mu? DoÄŸru, ama biz istiyorduk ki artık ÅŸu göç dalgalarını durduralım. Bugün Hakkari'deki bir genç üniversite okumak için illa da Ankara'ya veya komÅŸu bir ile veya İstanbul'a gitmek durumunda kalmasın. Bizim görevimiz nedir? EÄŸitim kurumlarını onların ayağına getirmektir. ÖÄŸrenciyi alıp farklı illere çekmek deÄŸil. Göçün önemli nedenlerinden bir tanesi de budur, biz bu adımı attık" diye konuÅŸtu.

ÜNİVERSİTELERDEKİ AKADEMİSYEN AÇIÄžI

Üniversitelerde ciddi akademisyen açığı bulunduÄŸunu ve bunu çözmesi gerekenin de mevcut akademisyen kadroları olduÄŸunu, yeni akademisyenlerin yetiÅŸtirilmesi gerektiÄŸini vurgulayan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: "Bütün branÅŸlarda sıkıntılarımız var, ama kutlu doÄŸum sıkıntılı olur. Ben inanıyorum ki bu kutlu doÄŸum da sıkıntılı bir ÅŸekilde gerçekleÅŸiyor ve gerçekleÅŸecek. Üniversitelerin kendi asli vazifelerine, eÄŸitim ve bilim alanına dönmesi için artık en baÅŸta baÅŸarılarla gündeme gelebilmesi için yoÄŸun gayret sarf ettik, ediyoruz, edeceÄŸiz. Daha kat etmemiz gereken uzun bir mesafe var. EÄŸitim nasıl hayat boyu devam eden uzun soluklu bir süreçse, iyileÅŸme, geliÅŸme, deÄŸiÅŸim ve tekabül de uzun soluklu bir süreçtir."

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan,  özlük hakları noktasında atılacak yeni adımlarla akademisyenlerin refah düzeyinin yükseltileceÄŸini, son dönemlerde eÄŸitime yapılan yatırımlarla birlikte yaÅŸanılan uzun soluklu sürecin meyvelerinin de mutlaka alınacağına inandığını belirterek, "Türkiye'de sadece üniversitelere deÄŸil, yakın tarihe baktığınızda birçok kurumun asli vazifelerin dışında faaliyet gösterdiÄŸini. Enerjisini ne yazık ki asli vazifelerinin dışında sarf ettiÄŸini ya da sarf etmek zorunda kaldığını görürsünüz. Siyaset kurumu çok uzun yıllar enerjisini Türkiye'nin ilerlemesine, kalkınmasına, huzur ve istikrarın pekiÅŸmesine deÄŸil, kendi ayakları üzerinde durabilmeye maalesef teÅŸrif etmiÅŸtir. Bürokrasi kendisine hizmeti, kendi varlığını güvence altına almayı çok uzun yıllar millete hizmetin önüne koymuÅŸ, enerjisini milletten ziyade kendisi için sarf etmeyi tercih etmiÅŸtir. Adalet kurumları milletle kucaklaÅŸma yerine hızlı ve tatmin edici adalet dağıtmak yerine enerjisini siyaseti kısıtlamaya harcamıştır. Güvenlik birimleri milletin çıkarlarını öncelikle korumak, demokrasiye ve siyasete güvenli alan açmak yerine statükoyu korumayı öne çıkarmış, enerjisini buna sarf etmiÅŸtir. Devlet enerjisini milletle kucaklaÅŸmak, milletiyle el ele verip ileri hamle yapmak yerine milletiyle arasına mesafeler açmak için seferber etmiÅŸtir. 2000'li yılların başına kadar Türkiye'nin son derece gereksiz, sanal üstelik ülkede ağır tahribata yol açan kimi yapay sorunlarla sürekli enerji kaybettiÄŸini görürüz. 1945 sonrası Avrupa ülkelerine bakın, ABD'ye, Japonya'ya bakın İkinci Dünya Savaşı'na katılmış ve ağır zaiyatlar vermiÅŸ bu ülkelere bakın, bu ülkeler enerjilerini kalkınma için ilerleme, demokrasi, eÅŸitlik, adalet, insan hakları için çok yoÄŸun ÅŸekilde seferber ederken Türkiye 10 yılda bir darbelerle kısır siyasi tartışmalarla anlamsız yasaklarla, kısıtlamalarla kimi zaman iç çatışmalarla, kimi zaman terörle mücadeleyle maalesef kendi içine kapanmıştır" dedi.

“HİÇBİR YASAK, HİÇBİR KISITLAMA TÜRKİYE'Yİ İLERİYE TAÅžIMAMIÅžTIR”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Türkiye'de çok partili siyasi dönemde 16 ayda bir hükümet deÄŸiÅŸtiÄŸini hatırlatarak, "Bu ülke de istikrar, kalkınma olabilir mi? İstikrarın yakalandığı dönem 2002 sonrası ÅŸu ana kadar gelen dönemdir. Bu da Türkiye'yi zaten sıçratmıştır ve hiçbir askeri darbe Türkiye'ye kazanç saÄŸlamamıştır tam tersine Türkiye'ye çok ağır bedeller yaÅŸatmıştır. Hiçbir yasak, hiçbir kısıtlama Türkiye'yi ileriye taşımamıştır. Siyasetin faaliyet alanının daraltılması demokrasiye hiçbir fayda getirmemiÅŸ tam tersine demokrasiyi kırılgan hale getirmiÅŸtir, ürkek bir hale getirmiÅŸtir. Sorunlu bir muhalefet sergilenmediÄŸi için hizmeti öne çıkaran iktidar anlayışı yerleÅŸmediÄŸi için koalisyon ve sık tekrarlanan seçimler nedeniyle istikrar tesis edilemediÄŸi için Türkiye uzun yıllar önünü göremeyen bir ülke konumunda kalmıştır" diye konuÅŸtu.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, devletin enerjisini kendisi için deÄŸil, milleti için seferber ettiÄŸini, milletiyle kucaklaÅŸtığını, üniversitelerin, sivil toplum örgütleri, medya, iÅŸ dünyası ve sendikaların enerjilerini kendi alanlarına harcadığını ve önemli mesafeler kat edildiÄŸini anlattı.

Son 12 yılda ülke ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 5 oranında büyüdüÄŸünü ifade eden CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, bu baÅŸarının sadece ekonomideki geliÅŸmelerle deÄŸil istikrarın, güven ortamının, demokratikleÅŸmenin, aktif dış politikanın, her kurumun kendi alanında faaliyet göstermesinin sonucu olduÄŸuna dikkati çeken ErdoÄŸan, siyaset güç kazandıkça Türkiye ekonomisinin büyüdüÄŸünü vurguladı.

“KORKULAR GİDERİLDİKÇE TÜRKİYE EKONOMİSİ ZENGİNLİĞİNE ZENGİNLİK KATMIÅžTIR”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Toplum rahatladıkça, yasaklar kalktıkça, kısıtlamalar ortadan kaldırıldıkça, korkular giderildikçe Türkiye ekonomisi zenginliÄŸine zenginlik katmıştır. Artık korkan, ürken, tehditlere boyun eÄŸen deÄŸil, milletten aldığı gücün farkında olan ve bu gücü cesaretle kullanan bir siyaset anlayışı var. Yasaklayan, kısıtlayan, engelleyen, reddeden, inkâr eden, asimile eden bir devlet anlayışı yok. Bütün vatandaÅŸlarına eÅŸit muamele eden, 'insanı yaÅŸat ki devlet yaÅŸasın' ilkesini hayata geçiren bir devlet anlayışı var. Artık baÅŸörtüsüyle sakalla bıyıkla deÄŸil eÄŸitim ve bilimle meÅŸgul olan üniversitelerimiz var. Bütün bunlar yeni Türkiye'nin ilk adımlarıdır" dedi.

Çok zor elde edilen, uÄŸruna büyük mücadele verilen bu kazanımların korunacağını ve yenilerinin ekleneceÄŸini belirten CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, daha büyük bir ekonomiyle, daha müreffeh ve özgür bir toplumla geleceÄŸe yürüyüÅŸün devam edeceÄŸini dile getirdi.

Yeni Türkiye ayakları üzerinde cesaretle ve kararlılıkla doÄŸrulurken eski Türkiye'nin onu paçalarından tutup aÅŸağı çekmeye çalıştığına zaman zaman ÅŸahit olunduÄŸunu dile getiren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, “Eski Türkiye'nin kaos, kriz, terör, çatışma ve antidemokratik atmosferinden beslenenler yeni Türkiye'ye karşı direnç gösteriyorlar. Eski Türkiye'de belli mutlu zümreler kazanırken millet sürekli kaybediyordu. Yeni Türkiye'de ise millet kazanıyor, ülke kazanıyor ama rant lobisi, faiz, kaos lobisi, kan ve terör lobisi kaybediyor. İşte bu kaybedenler yani eski Türkiye'nin aktörleri yeni Türkiye'yi engellemek, yolunu kesmek, sabote etmek için her yola baÅŸvuruyor ve her yöntemi deniyor. Eski Türkiye'de yüksek faiz oranları nedeniyle servetine servet katanlar, düÅŸünün, devletin borçlanma faizinin yüzde 63 olduÄŸu bir dönemden ÅŸu anda tek haneli rakamdayız. Aradaki fark felaket. Siz o farkı buraya çekersiniz bunlar hoplar ve ÅŸu anda bu böyle. Bunu yeniden daha da tırmandırmanın gayreti içindeler. Halkı yoksullaÅŸtıranlar, o eski günlerin, eski Türkiye'nin geri gelmesini istiyorlar. Eski Türkiye'de kaostan, belirsizlikten beslenenler, yeni Türkiye'de istikrar ve güven ortamına tahammül edemiyorlar. Eski Türkiye'de çatışmadan, terörden, kandan, ÅŸiddetten beslenenler yeni Türkiye'de kardeÅŸliÄŸin güç kazanmasından, 77 milyonun kardeÅŸçe kucaklaÅŸmasından rahatsızlık duyuyorlar" dedi.

“GEZİ OLAYLARI SONUCUNDA ESKİ TÜRKİYE BİR KEZ DAHA KAYBETTİ”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, gezi olayları sonucunda Eski Türkiye’nin bir kez daha kaybettiÄŸini, Yeni Türkiye’nin kazandığı bildirerek, 17-25 Aralık darbe giriÅŸiminin de Eski Türkiye’yi diriltme giriÅŸimi olduÄŸunu söyledi. CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Orada da kaybettiler, ÅŸu anda bir kaç gündür eski Türkiye'yi diriltmek amacıyla, yeni bir takım giriÅŸimlerin sahnelendiÄŸini görüyoruz" dedi.

Birkaç gündür sergilenen ÅŸiddet eylemlerinin arkasında sadece bir örgütün, sadece bir siyasi görüÅŸün deÄŸil, Eski Türkiye'nin tüm aktörlerinin, açık ya da gizli ÅŸekilde bu ÅŸiddet eylemlerine destek verdiÄŸini belirterek sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: "Sosyal medyada, yazılı veya görsel medyada, ÅŸiddet eylemlerini meÅŸrulaÅŸtırmaya, vandallığı ÅŸirin göstermeye çalışanların olduÄŸunu görüyoruz. Sandıkta netice elde edemeyen siyasi görüÅŸlerin, sokaktaki ÅŸiddet eylemlerinden, vandallık ve yaÄŸmacılıktan bir kez daha medet umduÄŸunu görüyoruz. Gezi olaylarında olduÄŸu gibi Türk bayrağına saygı duyduÄŸunu iddia edenlerle, Türk Bayrağı’nı yakanların aynı safta buluÅŸtuklarına ÅŸahit oluyoruz. Atatürk'ün büstünü yıkanlarla buluÅŸtuklarına ÅŸahit oluyoruz. Åžunu herkesin bilmesini isterim; son günlerde sergilenen bu ÅŸiddet, vandallık ve yaÄŸmacılık eylemlerinin nedeni, asla ve asla Kobani deÄŸildir. Eski Türkiye'nin diriltilmesi gayretidir.”

Dünyada ÅŸu anda IŞİD terör örgütünün karşısında en saÄŸlam ÅŸekilde duran ve en büyük riski olan ülkenin Türkiye olduÄŸunu aktaran CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan,”Kobani'ye insani yardım ulaÅŸtıran tek ülke, Türkiye'dir. Kobani'den kaçanlara kapılarını açan, onlarla evini, barkını, ekmeÄŸini, suyunu paylaÅŸan yegane ülke Türkiye'dir. Hem Irak'ta, hem Suriye'de, gerek IŞİD tehdidine, gerek PKK terör örgütünün tehditlerine ve diÄŸer terör örgütlerinin tehditlerine raÄŸmen burada direnen ülke Türkiye'dir" dedi.

“BU İŞİN DERTLİSİ BİZİZ”

Son olarak BM Genel Kurulu'nda ve BM Güvenlik Konseyi'nde, akılcı çözüm önerilerini dünyanın güçlü gündeme getirdiÄŸini aktaran CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Fakat, bizim bu söylediklerimiz öyle zannediyorum ki bir kulaktan giriyor, öbür kulaktan çıkıyor. Bu iÅŸin dertlisi biziz. Bizim sınırımız Irak ve Suriye'de yaklaşık bin 300 kilometre. Bu sınırda tehdit altında olan her an biziz" dedi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Bunları orada söylediÄŸim için rahat söylüyorum. Amerika'nın tankı, topu... Kime vermiÅŸti bunları? Maliki'ye. Maliki, IŞİD terör örgütü oraya girdiÄŸi zaman, Musul'u bırakıp kaçtı, bütün ağır silahlar IŞİD'e kaldı. Åžimdi IŞİD o Amerika'nın ağır silahlarıyla oradaki halkı ne yazık ki vuruyor. Åžu anda Türkiye'de bakıyorum ki bazı siyasiler çıkmış ÅŸunu konuÅŸuyor; 'tezkereye oy vermedik ama yeni bir tezkere.' Nedir? 'Sadece Kobani'ye yönelik bir tezkere yapabiliriz.' İnsaf. Åžimdi Kobani'den 200 bin insanı Türkiye evine almış, onlara ev sahipliÄŸi yapıyor ama sen 200 bin insanı öldüren Esed'i korumak için mi bunu yapıyorsun? Suriye'de devlet terörü var ve bu devlet terörünün başı da katil Esed'dir. Bunu görmediÄŸin sürece bir defa siyasette yeni bir gözlüÄŸe ihtiyacın var. Bu, bu demektir. Bu kadar insan topraklarından, evinden çıkıyor bunu saÄŸlayan kiÅŸiyi, sen kalkıyorsun korumak için farklı yöntemler ortaya koyuyorsun" dedi.

ABD'ye "biz üç ÅŸeyi halletmediÄŸiniz sürece bu iÅŸin içinde olmayız" dediklerin aktaran CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: "Bir; uçuÅŸa yasak bölge ilan edilecek. İki; güvenli bölge ilan edilecek ki bu güvenli bölgeye biz ülkemizdeki 1,5 milyon insanları tekrar yeniden yerleÅŸtirelim. Üç; eÄŸit-donat yapacağız. Bu orada yapılabilir, bizim topraklarımızda yapılabilir. Bunlar baÅŸarılması halinde yaparız."

“SURİYE'DE REJİME YÖNELİK ADIMLAR KARARLILIKLA ATILMALIDIR”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Suriye'deki rejime yönelik adımların kararlılıkla atılmasının önemine iÅŸaret ederek, "EÄŸer bunlar hedeflerin içinde varsa, biz böyle bir ÅŸeye olumlu bakabiliriz. Bunlar olmadığı sürece biz burada yer alamayız, rol alamayız. Bütün bunlarla beraber, Allah aÅŸkına soruyorum; ÅŸehirlerimizi yangın çevirmek için eylemler yapanlar, kimler? Bunları bilmek için herhalde ordinaryüs, profesör olmaya da gerek yok. Her ÅŸey ortada. Bölücü terör örgütü bu iÅŸin baÅŸ sorumlusudur. Yani o çocukların ellerine, molotofları, taÅŸları hatta silah verenler, iÅŸte polisleri ÅŸehit edenler ortada. Bütün bunlara karşı polisimiz ne yapacak? Hala kalkan mı tutacak? Kusura bakmasınlar, kimse de bu konuda bize akıl vermesin. Artık ne polisimizin, ne askerimizin kalkanla bu iÅŸin önüne geçmesi mümkün deÄŸil. GereÄŸi neyse, askerimiz de polisimiz de bundan sonra onu yapacaktır. Çünkü bir devletin asli görevleri vardır. Bir; halkının can, mal güvenliÄŸini saÄŸlayacak. Ülkesini dış güçlere karşı korumayı gerçekleÅŸtirecek. EÄŸer bunları yapamıyorsa devlet olma vasfını kaybeder, artık bunu yapmak durumundayız. DüÅŸünün bütün kamu binalarını yakacaklar, okulları, hastaneleri yakıyorlar, bindiÄŸi otobüsü yakıyor. Bunlar yetmiyor oradaki Kürt vatandaÅŸlarımız, orada onlar yaşıyor. Onların da araçlarını yakıyorlar" diye konuÅŸtu

Üniversitelerin içinde kendilerine göre terör estirmeye çalıştıkları bulunduÄŸunu dile getiren CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Bütün bunlar ortada bakıyorsunuz, onların başını çeken siyasi de çıkıyor, 'ben sokaklara çıkın ÅŸiddet yapın demedim.' Ne dedin? Söylediklerinin hepsi ortada, biliyoruz. Sokaklara dökülmeye teÅŸvik ettiniz ÅŸimdi de söylediklerini nasıl geri alabilirim, bunun gayreti içerisindesin. Yapılması gereken neyse, devlet bunları, bütün kurumlarımızla bunları yapmanın kararlılığı içindeyiz. Bedeli ne olursa olsun, bunlar yapılacaktır. Çünkü anladıkları dil neyse, o dille onlara yaklaÅŸacağız. O dille onlara konuÅŸacağız. Ben de bir CumhurbaÅŸkanı sıfatıyla, böyle konuÅŸmak istemezdim ama 31 kiÅŸinin ÅŸurada 3-4 gün içerisinde bu ÅŸekilde ölmesi bizi bu noktaya sevk etmiÅŸtir. Malum siyasi parti, bir kez daha kendi iradesini ayaklar altına almış, demokratik, meÅŸru, cesur bir mücadele vermek yerine eski Türkiye aktörlerinin oyuncağı haline gelmiÅŸtir" dedi.

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Suriye rejimi Türkiye'ye ait uçağı düÅŸürdüÄŸünde sabırla hareket ettiklerini ve misliyle karşılık verdiklerini, bunu soÄŸukkanlılıkla ve büyük devlet refleksiyle yaptıklarını söyledi.

“SURİYE’NİN ÅžIMARMASININ ARKASINDAKİ GERÇEK ONA SİLAHLARI VEREN ÜLKELERDİR”

KonuÅŸmasında CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Çok enteresandır. St. Petersburg'da G20 zirvesindeyiz. AkÅŸam çalışma yemeÄŸinde 20 lider aynı masanın etrafından konuÅŸuyoruz. Kimyasal silahtan rahatsız oluyorlar. O zaman kimyasal silahla ölenlerin sayısı bin 600, bu civarda. Fakat ilginç olan konvansiyonel silahlarla ölenlerin sayısı 120 bin civarındaydı. Kimse konvansiyonel silahı kullanmıyor, onu konuÅŸmuyor. Kimyasal silaha karşı ne yapacağız bunu konuÅŸuyorlar. Tabii sıra bize gelince dedim ki 'Neticesi ölüm olan ve ölümü hazırlayan silah kimyasal silah olsa ne olur konvansiyonel silah olsa ne olur.' Bizim için önemli olan konvansiyonel silahlarla ne kadar insan öldürüldü, kimyasalla ne kadar insan öldürüldü. Kimyasalla bin 600, konvansiyonel silahla 120 bin insan öldürüldü. Siz konvansiyonel silahlara karşı herhangi bir tedbiri burada tartışmıyorsunuz, kimyasal silahı tartışıyorsunuz. Soruyorum dedim 'Hangi ülkeler ÅŸu anda Suriye'ye füzeleri veriyor, varil bombalarını veriyor, fosfor bombalarını veriyor. Kim veriyor.' Hepsi de orada. Bu iÅŸin failleri de orada. Ama hiçbirinin iÅŸine gelmiyor. Çünkü onlar için buralar aynı zamanda pazar. Dolayısıyla bizim buralarda hassasiyetimiz büyük önem arz ediyor. Åžu anda da aynı ÅŸekilde Suriye bu kadar şımarıyorsa, şımarmasının arkasındaki gerçek ona bu silahları veren ülkelerdir" diye konuÅŸtu.

Musul BaÅŸkonsolosu ve BaÅŸkonsolosluk çalışanları rehin alındığında bazı partilerin "Hükümet niye Irak'a girmiyor, niye Suriye'ye girmiyor, niye baÅŸkonsolosluk temsilcilerimizi kurtarmıyor" dediklerini belirten CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan "Biz onların kusura bakmayın belki argo olacak ama dolduruÅŸuna gelmiÅŸ olsaydık belki bizim bu 49 vatandaşımız ÅŸu anda olmayabilirdi. Niye, onların elinde. Bunlarda her ÅŸey canice. Onun için bizim burada soÄŸukkanlı davranmamız gerekiyordu. 102 gün sabrettik. Hep söylediÄŸim gibi o dönemde saÄŸ salim bunları kurtarmamız gerekiyor. Onun için biz hassasız. Bunların sırtında maalesef yumurta küfesi yok. Bunlar rahat, biz öyle deÄŸiliz. SaÄŸ salim 102 günün sonunda 49 kardeÅŸimizi oradan kurtarmış olduk. 'Efendim nasıl kurtardınız?' Ne verdinizde kurtardınız?' Ne verdiysek verdik, iÅŸi bitirdik mi sen ona bak" dedi.

“BÜYÜK DEVLET SOKAKTAKİ ŞİDDET EYLEMLERİNE, VANDALLIÄžA TESLİM OLAN DEVLET DEĞİLDİR”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, Milli İstihbarat TeÅŸkilatının bu noktada gerçekten çok önemli ve çok stratejik hareket ettiÄŸini, Silahlı Kuvvetler ve İstihbarat TeÅŸkilatı’nın, 102 günlük süre içerisinde sürekli ve yakın takibiyle iÅŸin baÅŸarıyla sonuçlanmasını saÄŸladığını söyledi.

Büyük devletin sokaktaki ÅŸiddet eylemlerine, vandallığa, yaÄŸmacılığa, şımarıklığa teslim olan devlet olmadığın vurgulayan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan,  “Büyük devlet her ÅŸeyden önce politikalarını içerden ve dışardan yapılan tahriklere göre belirleyen devlet hiç deÄŸildir. Açık açık ifade ediyorum. İçerde de dışarıda da politikalarımızı biz belirleriz. Bizim gündemimizi dünyada hiçbir ülke belirleyemez. Hiç kimsenin tehditlerine, tahriklerine, sokakta kullandığı şımarık piyonlarına boyun eÄŸmeyiz. Türkiye IŞİD ile de mücadele eder, PKK ile de mücadele eder ve ediyor, Türkiye Kobani içinde de mücadele eder ve ediyor. Ama Türkiye içerde şımarıklık yapan piyonlarla da onların ipini tutan efendileriyle de en etkili ÅŸekilde mücadele edecek güce, donanıma, kudrete ve iradeye de ziyadesiyle sahiptir. Bunu bilmenizi istiyorum" diye konuÅŸtu.

KonuÅŸmasında, "Bizim kardeÅŸliÄŸimiz farklı. Bizim bu kardeÅŸliÄŸimizi çok iyi korumamız lazım. BirliÄŸimiz, beraberliÄŸimiz çok ama çok önemli" deÄŸerlendirmesinde bulunan CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Biz bize faydalıyız. Bunu çok iyi iÅŸlememiz lazım. Hele hele üniversitelerimizin içerisine ayrımcılık tohumunu atanlara deÄŸerli hocalarım sizlerin çok dikkat etmeniz lazım. Çünkü bu iÅŸin ihyası da inÅŸaası da sizlerin elindedir. Onun için bizim medeniyetimiz malum, hocasına önem veren, ona en yüksek irtifayı özellikle tahsis eden bir medeniyettir" dedi.

“’BANA BİR HARF ÖÄžRETENİN KIRK YIL KÖLESİ OLURUM’ DİYEN BİR MEDENİYETİN ÇOCUKLARIYIZ”

CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan, "Bana bir harf öÄŸretenin kırk yıl kölesi olurum" diyen bir medeniyetin çocukları olduklarına dikkati çekerek, "Bu bakımdan sizlerin yetiÅŸtirdiÄŸi ve yetiÅŸtireceÄŸi nesil inanıyorum ki bu hassasiyeti hisseden, bu hassasiyeti yakalayan bir nesil olacaktır. BaÅŸbakanlığım, genel baÅŸkanlığım esnasında bütün siyasi risklerini göze alarak, 77 milyonun kardeÅŸliÄŸi, birliÄŸi, beraberliÄŸi için bir çözüm süreci baÅŸlattık. Bunu kararlılıkla sürdürdük. Bundan sonra da bunu kararlılıkla inÅŸallah sürdürmeye devam edeceÄŸiz. Çünkü bu çözüm süreci bizim milli birliÄŸimizdir, kardeÅŸliÄŸimizdir. Milli birlik ve kardeÅŸlikten baÅŸka bizim çıkışımız asla olamaz. Bunu baÅŸarmamız lazım. Ülkemizin geleceÄŸi noktasında biz hiçbir endiÅŸe taşımıyoruz. İnÅŸallah 2023 hedefleri, 2071 hedefleri bizler için hayal deÄŸildir. Bu millet bunları inÅŸa etmeye muktedirdir. Bunun banisi sizler olacaksınız" dedi.

KonuÅŸmaların ardından KTÜ Rektörü Prof. Dr. Baykal, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan'a, öÄŸretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Raif Kalyoncu'nun yaptığı resmi hediye etti.

Törene, CumhurbaÅŸkanı ErdoÄŸan'ın eÅŸi Emine ErdoÄŸan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı AyÅŸenur İSLAM, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Gençlik ve Spor Bakanı Akif ÇaÄŸatay Kılıç, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, UlaÅŸtırma, Denizcilik ve HaberleÅŸme Bakanı Lütfi Elvan da katıldı.

 

 

Erişilebilirlik

Az Gören
Disleksi
DEHB
Epilepsi
Renk Körlüğü
Katarakt
Yaşlı Dostu
Motor Bozukluk

Dil Seçenekleri

Türkçe
English
العربية
Русский
Deutsch
Français
Español
Português

Renk Körlüğü Filtreleri

Kırmızı-Yeşil
Yeşil-Kırmızı
Mavi-Sarı
Yüksek Kontrast

Arka Plan ve Kontrast

Koyu Mod
Mavi Işık
Gri Tonlama
Resim Gizle

Yazı ve Metin

Küçült (-)
Normal (A)
Büyüt (+)
Disleksi Font
Metin Boşluğu
Satır Aralığı
Sola Yasla

Okuma Araçları

Sesli Oku (Tıkla)
Okuma Şeridi
Başlık Vurgusu
Büyük İmleç