Uykusuzluk: Yaşamsal Bir İhtiyaç Olan Uykunun Fizyolojik, Nörolojik ve Toplumsal Boyutları
Fizyoloji Anabilim Dalı Bölüm BaÅŸkanı Prof. Dr. Zafer Åžahin'in Dönem 2 öÄŸrencileriyle gerçekleÅŸtirilen bilgilendirme oturumunda, uykunun vazgeçilmez bir fizyolojik ihtiyaç olduÄŸu ve aksatılmasının ciddi patolojik sonuçlar doÄŸurabileceÄŸi ele alındı. SöyleÅŸide uykunun beyin saÄŸlığı, hormonal dengeler, modern yaÅŸamın getirdiÄŸi zorluklar ve uyku yoksunluÄŸunun yıkıcı etkileri kapsamlı biçimde deÄŸerlendirildi.
Uykunun hem vücut hem de beyin için hayati önem taşıdığı, ancak beynin bu konuda çok daha hassas olduÄŸu ifade edildi. Bir insanın hiç uyumadan en fazla bir hafta geçirebileceÄŸi, bu süreçte halüsinasyonların ortaya çıktığı ve iki haftalık uykusuzluÄŸun ölümcül sonuçlar doÄŸurabileceÄŸi belirtildi. Özellikle beynin kan dolaşımının vücudun geri kalanından farklı olduÄŸuna dikkat çekilerek, beynin detoksifikasyonunu (temizlenmesini) saÄŸlayan "glimfatik sistemin" yalnızca gece uykusu sırasında aktif hale geldiÄŸi vurgulandı.
Uyku döngüsünde suprakiyazmatik nükleus ve epifiz bezinden salgılanan melatoninin kritik bir rol oynadığı dile getirildi. Vücuttaki en güçlü endojen antioksidan olan ve glimfatik sistemin çalışmasına doÄŸrudan katkı saÄŸlayan melatoninin, en yoÄŸun olarak gece 02:00 ile 04:00 saatleri arasında salgılandığı ifade edildi. Oturumda, modern yaÅŸamın vazgeçilmezi olan ekranlardan yayılan mavi ışığın melatonin salınımını baskıladığı, bu durumun REM ve non-REM uyku evrelerini kesintiye uÄŸratarak uykusuzluÄŸa zemin hazırladığına deÄŸinildi.
Toplumda uykusuzluÄŸun en büyük tetikleyicilerinden biri olarak ekran bağımlılığı ve hiperaktivite gösterildi. İnsanların "baÅŸka türlü uyuyamıyorum" gerekçesiyle gece geç saatlere kadar ekran karşısında vakit geçirmelerinin, uykuyu olumsuz etkileyen faaliyetlere yönelmelerine yol açan tehlikeli bir kısır döngü yarattığı ifade edildi.
SöyleÅŸide, bölgesel zaman farklılıklarından kaynaklanan "jet lag" kavramı ve uyku üzerindeki etkileri de ele alındı. Uzun mesafeli seyahatlerde veya gece vardiyasında çalışan bireylerde zorunlu uykusuzluk süreçlerinin sirkadiyen ritmi bozduÄŸu; bu gibi durumlarda vücudun uyku düzenini yeniden saÄŸlayabilmesi ve karanlığa adapte olabilmesi adına melatonin takviyesinin önerilebileceÄŸi belirtildi.
Toplumda sıkça tartışılan uyku süresi konusuna da açıklık getirilerek, herkesin uyku ihtiyacının farklı olabileceÄŸi ancak saÄŸlıklı bir uyku için en az 7 saatlik dinlenmenin ÅŸart olduÄŸu vurgulandı. Bu asgari sürenin, beynin glimfatik sistem aracılığıyla kendini temizleyebilmesi için ideal ve zorunlu zaman dilimi olduÄŸu ifade edildi.
Uyku yoksunluÄŸunun, özellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte pek çok ciddi saÄŸlık sorununa kapı araladığına dikkat çekildi. Bu sorunlar dört ana baÅŸlık altında deÄŸerlendirildi:
Nörodejeneratif: Alzheimer, Parkinson ve çeÅŸitli biliÅŸsel bozukluklar.
Vasküler: Kalp ve damar hastalıkları.
Metabolik: Tip 2 diyabet, obezite ve insülin direnci.
Psikolojik: Anksiyete, sinirlilik, depresyon ve odaklanma sorunları.
Özellikle odaklanma eksikliÄŸi gibi psikolojik sonuçların, iÅŸ hayatında hata payını artırarak istenmeyen olayların yaÅŸanmasına ve ciddi sosyoekonomik zararlara yol açabileceÄŸi uyarısında bulunuldu.
Uyku kalitesinin büyüme hormonu (GH) salınımıyla olan iliÅŸkisine de deÄŸinilen oturumda, eriÅŸkinlikten yaÅŸlılığa doÄŸru azalan bu hormonun anabolizmadan katabolizmaya (yapımdan yıkıma) geçiÅŸi yavaÅŸlattığı belirtildi. Büyüme hormonu eksikliÄŸinin kilo verme zorluÄŸu ve düzenli spora raÄŸmen kas kazanılamaması gibi sonuçlar doÄŸurduÄŸu dile getirildi.
Bireylerin metabolizma hızının da uykuya dalma süresini etkilediÄŸi; metabolizması yüksek olan kiÅŸilerin, hızlı kalp ritimlerinin yavaÅŸlaması daha fazla zaman alacağından uykuya geçiÅŸlerinin daha uzun süreceÄŸi ifade edildi. Ayrıca, uykusuzluÄŸun ve beraberinde getirdiÄŸi rahatsızlıkların, genetik olarak bu duruma hassas olan bireyleri çok daha derinden etkilediÄŸi vurgulandı.
Etkinlik boyunca verilen temel mesaj, uykunun ertelenebilir bir eylem deÄŸil, saÄŸlıklı yaÅŸamın yapı taşı olduÄŸu yönündeydi. Modern çağın getirdiÄŸi teknolojik engellere raÄŸmen uyku hijyeninin korunması, ekran kullanımının sınırlandırılması ve ideal uyku süresine özen gösterilmesinin hem bireysel saÄŸlık hem de toplumsal refah için vazgeçilmez bir gereklilik olduÄŸu bir kez daha ortaya kondu.
SSP12: Emre Kuru ve OÄŸuzhan Deniz KaçaÄŸan.
10 Mart 2026